Merhaba sevgili okuyucularım,
Özellikle yaz döneminde çeşitli denemelerimi yayınlayacağım.Umarım beğenirsiniz.
Keyifli okumalar dilerim...
Boşlukta var "olamayan" hayatlar...
Tarifsiz bir boşluk hissi… Nasıl anlatılır ki bu his… Tüm
duvarların üstüne gelmesi, en güzel kelimelerin bile yetersiz kaldığı, içtiğin
yediğin her şeyin tatsız tuzsuz olması,yakınların uzak, uzakların yakın olması
ve her şeyden kaçmak isterken sadece birine yakın olma hissi… Cümlelerin sessiz
kalması yüksek sesle söylenen her sözün duyulmaması ve sadece onunla olma
isteği… Bir şeyler den kaçma isteği ah o müthiş dayanılmaz his… Sonra ansızın arz-ı endam eder bir yerlerde
özenle sarılıp sarmalanan ve en kuytu köşelere saklanmış yenilgilerimiz. Çokça
unutmak isteriz ve çokça hatırlarız aslında onları.Ne kaçma istediği nede
gelmişine geçmişine saydığımız o küfürler geri getirmez kaybettiğimiz sevgilimizi…
Biliriz attığı her adımı konuştuğu herkesi ve neredeyse ne düşündüğünü… Ama ne
konuşabilir ne yazabilir nede onunla olabiliriz. Hep geriden gelir sadece izleriz mahcup bir yenilgiyle. Saatlerce ona
yazsam mı yazmasam mı düşünür ansızın karar verir ve ondan gelen soğuk ve tek
kelimelik cevaplarla bir kez daha üzülürüz. Bu ne umurumuzda olur nede bizim
için vazgeçmek için bir neden.Onun bu cevaplarına kırk tane bahaneler bulur “
işi vardır müsait değildir “der
kendimizi kandırırız. En kötüsü de onun hayatına devam ettiğini gördükçe
çırpınır daha da derinlere batarız.Belki çözüm olur diye bulduğumuz ilk kişiye
aşıkmış numarası yapar teselli ararız. Sonra geceler çökünce anlarız ki o her
zaman ki yerinde ve daha da belirgin şekilde karşımızdadır.
Ne aşık olabiliriz yeniden nede başkasına aşk
verebiliriz.Biz artık en yenilmişler denizdir .Hiç kimse ve hiç bir şey
umurumuzda değildir. Saatlerce onunla ilgili anıları kurar tekrar ve tekrar
yaşar kurar ve bozarız.Anılardan her zaman en iyilerini seçer sanki o hep
iyiymiş gibi düşünürüz… En acısı da onun başka birine ilgi duyduğunu gördüğümüz
vakit yaşadığımız o en beter anlardır…. Ve başlar kendimizi yeni gelenle
karşılaştırma hissi… En sonunda pes ederiz yenildiğimizi kabullenir çok
yaralanarak ve bir o kadarda mahvolarak bitiririz bu savaşı. Hayata gülümsemeye
başlar hatta ve hatta birilerini beğendiğimiz bile olur. Tam bu günlerde gecelerin karabasan olup çökmediği o
gecelerde ansızın telefon öter ve tek kelimeden
oluşan ”nasılsın” mesajı bizi yıkar. Cevap yazmayacağım boş ver ben zaten
böyle çok güzel götürüyordum diye düşünürken kendimizi cevap yazarken buluruz.
İşte yeniden bir savaşı kaybettiğimizin resmidir bu. Velhasıl aşkta asla
unutmak yoktur gözüm, her zaman iliklerimize kadar işlemiş olarak hatırlayacağız
o gamsızlar.
Sevim Görkan Ergün
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder