Bir kente yağmur yağar… Yağmur romantik anların,en özel
hayallerin arkaplanı olmuştur hep. Bir kente yağmur yağar ve tüm kötülükler
akıp gider . Öyle hafife alınmaz yağmur,şairler uğruna dizeler dizmiştir.
Uğruna şarkılar yazılmış,yetmemiş türküler söylenmiştir. Bir hikayede aşk varsa
yağmur da vardır mutlaka. Hele aylardan Eylül ise tam yağmura şiir yazma
mevsimidir.
Yağmur samimiyet,saflık,aşk,sevda ve biraz da özgürlük içerir. Hani
o damlaların en beklenmedik anda bastırması, birden ortaya çıkan toprak kokusu
ve ayaklar ıslanmasın diye hızla atılan adımlar. Hızla atılan adımlara inat her
seferinde şemsiyeden başını çıkarıp gökyüzüne bakma isteği…
Eteklere değen su
damlalarını umursamadan koşarak bir yere sığınma hevesi. Başını sokacak bir dam bulmuşken, ellerini açıp yağmura teslim
olma çaresizliği... Ve hiç açmayacak gibi şiddetli yağan yağmurun birden
kesilmesi,ardından yedi güzele açılan gökyüzü…
İnsanların hayretli
bakışlarından kaçarcasına yukarı en
yukarı yani gökyüzüne sığınan yedi güzel “Gökkuşağı”. Yedi rengine yedi
güzelliği sığdırmış yedi veren…
Bir kente yağmur yağar ve mucizelere bir yenisi eklernir..
Bir kente yağmur yağar ve mucizelere bir yenisi eklernir..