Bugüne
kadar zorla kapandılar dendi,zorla kapatılıyorlar dendi.Türban siyasi bir
simgedir dendi.Başörtüsü bir gelenektir dendi.Örümcek
kafalılar,gericiler,yobazlar,sağcılar,irancılar dendi.Yetmedi 11 Eylül
saldırısından sonra terörist bile dendi.
Ancak
zorla kapandığımızı düşünen laik teyzeler,otobüste,vapurda,sokakta durdurup “
güzel saçlarını neden kapatıyorsun diyen Kadıköylü hanımlar,bizim aramızda
herkese yer var deyip Kabataş’ta bir başörtülü hanımın üstüne işeyen gezici
haramzadeler,her türlü harama el uzattıktan sonra kalkıp bizim başörtümüzün
şekline,boyuna,bağlama biçimine karışan sözde müslüman abiler,kapı kapı dolaşıp
televizyonda her kanala çıkıp başörtüsü dinde yoktur diyen şaklaban ilahiyatçılar
başörtüsü İslam dininde farzdır. Hatta tesettür yalnızca kadınlara değil
erkeklere de farz kılınmıştır.
“Mümin
erkeklere söyle, gözlerini önlerine indirsinler ve avret yerlerini
korusunlar….” (Nur 24/30)
“Mümin
kadınlara da söyle, gözlerini önlerine indirsinler ve avret yerlerini
korusunlar….” (Nur 24/31)
Biz
münin kadınlar Nur suresi 31.ayetinde emrolduğu üzere kapandık yani tesettüre
girdik.Nur suresi diyor ki;
Mümin Kadınlara da söyle;bakışlarını yere indirsinler, /Hain bakışlardan sakınıp,zerafetlerini
koruyarak önlerine baksınlar Irzlarını/ eteklerini korusunlar/ Namus ve iffetlerini
korusunlar, bellerine sahip olsunlar.
Süslerini/zinetlerini,görünen
kısımlar müstesna açmasınlar./Kendiliğinden görünenler dışında zinetlerini
açmasınlar/Örtünme zarureti olmayan ve görünen kısımlar hariç, cezbedici
yerlerini ve güzelliklerini teşhir etmesinler.
Örtülerini/başörtülerini
göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar./ Ve baş örtülerini yakalarının
üzerine vursunlar./Baş örtülerini, gerdanlarını ve gerdanlıklarını açık
bırakmayacak şekilde göğüslerinin üzerine sarkıtarak örtsünler.(Nur suresi /31)
Ve
örtünme konusundaki ikinci önemli ayet ise, Ahzâb Suresi 59.ayetidir. Bu ayette
de şöyle diyor;
‘’
Ey Peygamber ! Eşlerine,kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle dış
giysilerini üzerlerine alsınlar. / Cilbablarıyla ( çarşaflarıyla ) üzerlerini
sıkı örtsünler. / Sokağa tenlerini göstermeyen, vücut hatlarını belli etmeyen
elbiselerini giyerek çıksınlar. Tanınıp incinmemeleri için bu çok daha uygun
bir yoldur. / Bu onların tanınmalarına ve tanınıp eza edilmemelerine en
elverişli olandır. / Bu tür örtünme onların, vakar ve heybetleri ile hür
kadınlar olarak tanınıp, kendilerine hürmet edilmesine; sarkıntılık
yapılmamasına, incitilmemelerine en uygun bir örtünmedir.
Niekim,Diyanet
işleri Başkanlığı da ,tesettürle ilgili 03.02.1993 tarihli fetvasınında şöyle
diyor;Örtünme, Nûr Suresi’nin 31. ayetinde zikredilen bu emirlerden sonra
kadınların örtünmesi ile ilgili olarak da, -kendiliğinden görünenler müstesna-
zinetlerini, zinet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine
salmaları emredilmiştir. Cahiliye devrinde başını örten kadınlar, başörtülerini
enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. Allah Teâlâ, bu ayetle,
İslâm’dan önceki bu adeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların
-kendiliğinden görünen hariç- zinetlerini, zinet yerlerini açmamalarını ve
başörtülerini; saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini
iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir.
Hz. Âişe
(r.a), “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye! Yüce Allah “Mü’min kadınlar
başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” ayetini indirince, onlar
eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler” der”.(4) Yine Hz.
Aişe (r.a) bir gün ensar kadınlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir
ifade ile, başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.
Ayetlerle
de sabit kılındığı üzere başörtüsü ne bir gelenek ne de mahalle baskısı
ürünüdür.Başörtüsü mümin kadınlara farz kılınmış Kuran-ı Kerim’in emirlerinden
biridir. Sonuç olarak başörtüsü mümin kadınlar için bir tercih değil, olması ve
tam olarak hayatlarına uygulanması gereken bir emirdir.
Sevim
Görkan Ergün
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder