My Name Is Khan
Yönetmen : Karan Johar
Yapım : 2010
– Hindistan
Tür : Dram- Romantik
Senaryo : Shibani Bathija, Niranjan Iyengar
Film Özeti
:
Hintli bir Müslüman
olan Rizwan Khan Mumbai de
yaşamaktadır. Otizm hastalığının ileri bir aşaması olan Aspenger
Sendorumlu Rizwan Khan annesinin
ölümünden sonra kardeşinin yanına Amerika’ya gelir. Burada San Francisco da
yaşayan Hintli bir Hindu olan Mandira ile evlenir. Otizm hastalığının sonuçları
olan toplumla etkin bir iletişim ve etkileşim kurmakta zorluk yaşayan Rizwan
Khan Mandira ve Mandira ‘nın oğlu sayesinde toplumla yaşamayı öğrenir. 11 Eylül
saldırısı sonrası yaşanan ırkçı saldırılar sonrasında oğlunu kaybeden Mandira,
oğlunun ölümünün nedenini kocasının Müslüman olmasına bağlar ve boşanmak ister.
Ancak bu Rizwan Khan’a anlatmak sanıldığı gibi kolay olmayacaktır. Onun gitmesi
için ondan imkânsızı ister ve Amerika Başkanıyla konuşmasını ister ve Rizwan
Khan başkanın ardından tüm ülkeyi dolaşmaya başlar.
Filme F. Saussure ‘nün
modeline göre bakarsak film araçları , film şeritleri, hareketler , kullanılan
kostümler , mekanlar Signifier olarak adlanrılır. Bir Hint yapımı olan My Name Is Khan filmi ise Signified ‘ı
oluşturur.
Roland Barthes’ın modeline göre bakarsak signifier Bir Hint
yapımı olan My Name Is Khan filmi olur.
Signified ise film analizi yaptığım bölüm ve verilen mesajlar olur.
Filmin İncelenmesi:
2010 yapımı My name is Khan filmi tam olarak
mesajlar üzerine kurgulanmış bir film. Otizm hastası olan Rizwan Khan
karakterinin sabırlı bir eğitimle tek başına yaşamayı öğrenmesi, bu tür
insanların iyi bir eğitimle topluma kazandırılabileceğini gösteriyor.
Kalabalıktan, sesten ve Sarı renkten korkan Khan’ın psikolog olan yengesinin
yardımıyla kendi başına bir yerlere gidecek duruma gelmesi bunun en güzel
örneği. Kendisine verilen kamera ile çekim yaparken insanlara ekran arkasından
bakmayı öğrenen Rizwan zamanın ilerlemesiyle bir işte dahi çalışmaya başlar.
Yaptığı pazarlamacılık işi sayesinde tanıştığı Mandira ise Hindu bir dul.
Kuaför salonu işleten Mandiraya aşık olur ve evlenmeye karar verirler. Tam bu
sırada Rizwan Khanın ailesinin bu evliliğe karşı çıkması Müslüman ve Hindular arasında
yaşanan bir gerilimi ortaya döküyor. Ancak ikisinin de iki dinin ritüellerini
yerine getirerek evlenmesi aşka bunun engel olamayacağı mesajını veriyor.
Otistik bir insanın yaşam öylüsünü anlattığını düşündüğümüz
film 11 Eylül saldırısının yaşanması sonrası farklı bir yöne kayıyor. 11
Eylülden sonra Müslümanlara karşı başlatılan kampanyalar, komşuların ailelerin
birbirinden uzaklaşması ve Müslümanların yaşadıkları zorluklar gözler önüne
seriliyor. Mandira ve Rizwan Khanın komşusu olan Amerikalı bir ailenin ferdinin
Afganistan’a savaşa gitmesi ve ölmesi filmin kopma noktası oluyor. Yapılan
cenaze töreninde Rizwan Khanın Fatiha Suresini okuması sonrası yaşanan tepkiler
İslama karşı oluşan nefretinde bir simgesi oluyor. Sonrasında Rizwan Khanın
oğlu okulda ırkçı saldırılarla ve zorluklarla karşılaşır. Ve sonrasında futbol
sahasında bu nefretle dolu olan gençlerle kavga ederken kalbine doğru atılan
sert futbol topu nedeniyle ölür.
Mandira oğlunun ölümünü Rizwan Khanın Müslüman
olmasına bağlar ve eğer bir Müslüman olmasaydı bunun olmayacağını söyleyerek
boşanmak ister. Burada da aslında evlenirken dini hiçbir şekilde önemsemeyen
bir insanın yaşanan olaylar neticesinde nasıl düşüncelerinin değişebildiği
gösteriliyor. Rizwan Khan boşanmak istemez ve Mandira onu başından atmak için
gidip olanları Amerikan başkanına anlatmasını ister ve film bir kez daha boyut
değiştirir. Filmin asıl can alıcı
noktası olan “ I am a Muslim and I am not a Terrorist “ repliği ilen başlayan
olaylar yaşanır. Başkana ulaşmak için başkanın tüm programlarını, ziyaretlerini
ve gideceği yerleri tek tek takip eden Khan, başkanın ardından ülkeyi dolaşmaya
başlar.
Bu sırada yaşadığı bir diğer çarpıcı olay ise, otobüste yolculuk
ederken dinlenme tesisinde bahçede seccadesini çıkarıp namaz kılar. Zaten Islama
ve Müslümanlara korkuyla bakan Amerikalılar tarafından bu hayretle karşılanır
ve hemen fotoğrafı çekilerek paylaşılır. Yolculuğa Gürcistan’a giderek devam
eden Khan burada bir Hıristiyan köyünde kalır. İslam’ın ve Hıristiyanlığın
hoşgörülüğünü yansıtan bu bölümler dinler arasında ve insanlar arasında bir
sorunun olmadığı mesajını veriyor. Khanın kilisede ayinlere katılması ve
Afganistan’da ölenler için dua etmesi bu mesajı veren çok iyi bir sahne olarak
kayıtlara geçiyor.
Başkana ulaşmaya en
yakın olduğu yerde hazırlıklar sürerken Camiye namaz kılmaya giden Khan burada radikal İslami bir grubun saldırı hazırlığında
olduğunu öğrenir ve bunu FBI ‘ya haber verir. Ancak tam izleyiciler arasında
başkana ulaşmaya çalışırken “ I am a
Muslim and I am not Terrorist” diye bağırması güvenlik güçlerini harekete
geçirir ve saldırı yapacağı sanılarak tutuklanır. Bu tutuklanma sonrasında
Müslümanlara karşı başlayan karalama olaylarının nasıl olduğu ve olayların tam
araştırılmadan nasılda İslam’a bağlandığı görülür. Amerika’ da yaşayan
Müslümanlar ve Khanı tanıyanlar bunun böyle olmadığını anlatmaya çalışırken
olay İslam’ın aklanmasına kadar gider.
Ve saldırıdan sonra kabuklarına çekilen
örtülerini açan Müslümanlar tekrar hayata dönmeye başlar. Başlatılan
kampanyalar sonrasında Khanın suçsuz olduğu ortaya çıkar. Serbest kalan Khan tv
de Gürcistan’da kaldığı Hıristiyan köyün sel felaketi ile karşı kaldığını
öğrenir ve oraya hareket eder. Hiç kimsenin gitmediği bu köye giden Khan
İslam’ın yardımlaşma dini olduğu mesajını çok güzel verir. Ve bu köyün sesi
olan Khan buraya yetkililerin gelmesini sağlar. Ve Kilise de mahsur kalan Hıristiyanlar
kurtarılır. Bu haber tüm Amerika’da yankı bulurken Müslümanların sanıldığı
kadar kötü olmadığı imajını verir. Tüm bu yaşananlar sonrasında başkanla
görüşmeyi başaran Rizwan Khan İslam’ın bu saldırılara neden olmadığını yaşanan
olayların bir Terör olayı olduğunu ve bunun tüm Müslümanlara bağlanmaması
gerektiği mesajı veren ünlü repliğini söyler “ I am a Muslim and I am not a
terrorist “. Ve film biter.
Sevim Görkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder